• family porn
  •    

    Seyyahların Dünyası

    Ayrıntılar


    Seyyahların Dünyası

    Şafak Tunç

    Yüzyıllar boyunca öteki ve ötesi olarak değerlendirilen doğu topraklarına çeşitli sebeplerden dolayı seyahat eden Batılı seyyahlar, doğuyu bazen kendi tasavvurlarında vehmettikleri gibi resmederken, bazen de doğuyu doğuluların bakış açısı ile değerlendirmişlerdir.

    Batılı düşünce anlayışında Batılılar kendini hep “öteki” ile ilişkisi bağlamında oluşturmuş ve tanımlamıştır. 16. ve 17. yüzyıllar Osmanlı-Avrupa ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktasıdır.  Osmanlının siyasi, askeri ve ekonomik bir güç olarak ortaya çıkması ile Avrupa için “öteki”, Osmanlı İmparatorluğu olmuştur. Bu bakış açısı Osmanlı ülkesini ziyaret eden seyyahların bir kısmının yazdığı eserlerde kendisini gösterir.

    Bu kendinden olmayana yönelik bakış, medeniyet perspektifinde kendisini merkeze konumlamakla ilgili bir husus olsa gerekir.

    Edward Said, Doğu (Orient) kelimesini Doğu’yu Batılı öğrenim, Batılı bilinç ve Batı imparatorluğu alanına taşıyan politik güçlerce çevrelenen temsiller sistemi olarak tarif etmiştir.  Doğu (Orient) Batılı için vardır ve Batı ile ilişki içinde ve onun tarafından inşa edilir. O, Batı'ya yabancı olan diğeri ve onun altı olanı yansıtan bir aynadır.

    Oryantalizm, Doğu'ya ilişkin ideolojik ve tarafsız olmayan önyargılar ve perspektiflerin hakim olduğu, düzenlenmiş yazı, vizyon ve araştırma tarzı olarak tarif edilmektedir. Buna göre, Oryantalizm Batılı idrak ve anlayışın resmettiği Doğu imajıdır.

    Oryantal (Doğulu) tipi bu bakış açısında anlam kazanır. Egzantirik, geri, farklı ve pasif resmedilir. Despotizme eğilimli ve ilerlemeden uzaktır.

    Seyahatnamelerde seyyahların kendi medeniyet perspektiflerine göre değerlendirdikleri pek çok husus asıl ve gerçek olmamakla beraber doğunun kendinden olmayan ve sorgulamaya kurgulanmış zihinleri tarafından nasıl görüldüğü ile ilgili olarak değişik bilgiler sunmaktadır.

    Esasta Oryantalizmden önce Osmanlı hakkında bilgi veren, Şark'ı tanımaya çalışan seyyahları ilk Oryantalistler olarak değerlendirmek icap eder. Çünkü seyyahların bir kısmı tıpkı Oryantalistler gibi emperyalizmin yayılması konusunda büyük çaba göstermişlerdir. Seyyahlar içerisinde olan bir başka kesim de zaten Oryanyalist olup bu yüzden İstanbul'a gelmişlerdir. Bunların başında J. Thevenot, A. Galland, J. Von Hammer gibi ünlü seyyahlar gelir.

    Osmanlı Devleti’nin güçlü bir siyasi otorite olduğu dönemde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden pek çok seyyah çeşitli amaçlar için Osmanlı ülkesine ve özellikle de İstanbul’a gelmiştir. Kimi siyasi sebeplerden casusluk ve gözlem amaçlı olarak, kimi ise ekonomik ilişkiler dolayısıyla çeşitli şehirlere seyahatte bulunmuşlardır.

    Bu geziler sırasında kaleme alınan seyahatnameler, seyahatlerin yapıldığı dönemin kültürünü, sosyal yaşamını, ekonomik hayatını, tarihi eserlerini, kültürel yapısını, insanlarını, kısacası Osmanlı-Türk medeniyeti ile ilgili çoğunlukla –gözleme- dayalı bilgileri ihtiva etmektedir.

    Nitekim Ünlü Bizantinist Jean Ebersolt'un, "Constantinople Byzantine et les Voyageurs du Levant" adlı eseri, Ortaçağ'dan başlayarak XIX. yüzyıl sonlarına kadar İstanbul'dan ve Bizans’tan kalan mimari eserlerinden söz eden seyyahların değerlendirmelerini inceleyerek İstanbul ile ilgili olarak tarihe değerli bilgiler sunmaktadır.

    Bu değerlendirmeler gezilerde söz konusu edilen şehirlerin geçirdiği değişimleri görmede zengin bir literatür imkânını sağlamakla beraber, Osmanlı kültürünün Batı’da doğru-yanlış yargıların ortaya çıkmasını da sağlamıştır. Farklı devirlerde farklı seyyahların ziyaretleri ve seyyahların nitelikleri verilen bilgilerin sıhhati açısından kıyaslama imkânını bizlere sağlamaktadır. Ancak şurası bir hakikattir ki, yüzyıllarca batılıların muhayyilesinde beliren İslam ve Türk imajı batılı seyyahların verdiği bilgilerin sıhhati ile de yakından alâkalıdır.

    İtalyan ressam Leonardo de Mango (1843, Bisceglie - 1930, İstanbul), 1883'te İstanbul'a gelmiş ve ölümüne kadar kısa birkaç yolculuğunun dışında burada yaşamıştır. Gezgin yabancı ressamlar gibi (Bello, Valeri, Zonaro) Mango'nun da İstanbul'a olan hayranlığı yaptığı tablolarda açık bir şekilde görülür. İstanbul'un günlük yaşantısını yansıtan resimlerinin dışında Fener, Eyüp, Adalar, Göksu gibi çok sayıdaki peyzajı İstanbul'da yaşayan yabancıların ilgisini çekmiş ve çoğu kendi döneminde satılmıştır. Yirmiden fazla eserini de İstanbul'daki İtalyanların kurduğu Societa Operiaia'ya hediye etmiştir.

    Sadece 19.yüzyılda Osmanlı üzerinde yazılan seyahatnâmelerin sayısı 5000’i geçmektedir. Sadece bu durum bile seyahatnâmelerin tarihsel değerleri üzerinde bir fikir vermektedir. Ancak şurası da muhakkaktır ki, Seyahatnâmeler, bir yandan tarih araştırmacılığında birinci el kaynak sayılırken, bir yandan da baştan sona gezginin kendi kültürel şartlarının süzgecinden geçirerek gözlemlediklerine ve kurgusuna bağlı olduğu için de taraflı aktarımlar olarak kabul edilmektedir.

    Yüzyıllar boyunca Osmanlı ülkesine yapılan seyahatlerin sistematik bir araştırması henüz tam manası ile yapılmamıştır. Fakat yapılsaydı Doğu ve Batı ülkelerinin kültür alışverişi sorusuna pek çok cevap verilebilirdi.[1]

    Batılı seyyahlar seyahatnâmelerinde şehirlerin sosyal ve kültürel yaşamı üzerine gözlemlerini kaleme almakla beraber, aralarında ressam olanlar gezdikleri şehirlerdeki anıtsal binaları, çeşitli zümrelerden ve mesleklerden insanları, sosyal ve resmi törenleri ve sokakları yaptıkları resimlerde görselleştirmişlerdir. Bu resimlerle birlikte gezdikleri şehirleri gösteren haritaları seyahatnâmelerin içinde yayımlamışlardır. Bazıları da yanlarında getirdikleri gravür sanatçıları ile birlikte çalışmışlardır. Böylelikle sadece yazı olarak değil görsel malzeme bakımından da zengin bir birikim sağlamışlardır.

    İstanbul’un fethinden önce yazılan seyahatnâmeler, Bizans dünyasını ve Haçlı seferlerini ele almıştır. Bu devirlerde, Türkleri konu alan eserler, Haçlı seferlerine katılan görgü tanıklarının veya Anadolu'dan Asya'ya uzanan ticaret yollarından geçen tacirlerin aktarımlarıdır.

    XIV. ve XV. Yüzyıllarda bazı Alman hacıları Türkiye'de bahseden eserler kaleme almışlardır. O dönemde Batı'da büyük bir Türk korkusu yaşandığı bir gerçektir.  Türkler bâzen " doğaüstü" bir varlık olarak görülmüş, bâzen de " kan içici ve barbar" olarak anlatılmıştır. Hatta bastırılan bazı kitaplarda Türkler boynuzlu, kuyruklu Hıristiyan düşüncesinin bir yansıması olan şeytan olarak tasvir edilmiştir.

    Osmanlıların kudretli Batının zayıf olduğu zamanlarda Osmanlı ülkesine gelenlerin anlattıkları ile Osmanlı Devleti'nin eski gücünden uzaklaştığı zamanlarda gelenlerin anlattıkları arasında fark olduğu görülmektedir. Özellikle XIX. Yüzyılda etkisini arttıran bu bakış açısı hazindir. Bir kısım seyyah eskiden öteki olarak tarif ve tavsif ettiklerini şimdi aciz, câhil, korkak, tembel olarak değerlendirmeye tabi tutmuşlardır.

    XIX. asrın ortalarında Türkiye'ye gelen İngiliz seyyah Frederick Howard : "Terkedilmiş köyler, ekilmemiş ovalar, eşkiyaların gezindiği dağlar, uyuşmuş kanunlar, bozuk bir idare ve kaybolan insanlar var oralarda..." diye yazmıştır. [2]

    Osmanlı toprakları, kuruluş döneminde Bizans İmparatorluğu'nu çevreleyen bir geçiş yolu olduğundan, çok az seyahatnâmeye konu olmuştur. İstanbul'un alınışıyla birlikte, XV. yüzyılın son yarısında, Osmanlı'ya yönelik seyahatnâmelerde bir patlama görülür. Öte yandan birçok İtalyan bilgin, Osmanlı topraklarındaki yazmaların peşine düşer. İstanbul'un fethinden önce, birçok Yunanca yazma, apar topar toplanarak Medici Kütüphanesi'ne götürülmüştür. Osmanlı-Venedik Savaşı (1499-1502) ve Osmanlı Memlûk ilişkilerinin gerginleşmesi buna sekte vursa da; Suriye ve Mısır'ın Osmanlılar tarafından alınması, 1580'li yıllarda Osmanlı'dan Hindistan'a uzanan doğu ticaret yolunun önem kazanması, Osmanlı’nın bir siyasi güç olarak yükselişi ve Avrupa devletleriyle yoğun ilişkilerin başlamasıyla, imparatorluk topraklarına yönelik seyahatnâmeler ivme kazanır.

    Dönemin gezginleri arasında ilk sırayı, büyükelçiler ve hacılar alır. Büyükelçiliklere bağlı çalışan ressamlar, soylular, tüccarlar, denizciler, tutsaklar, bunları takip eder. Seyahat belli bir maddi gücü gerektirdiğinden, yoksullar veya orta sınıf mensupları, genellikle diplomat, din adamı ve soylulardan oluşan bu gezgin kitlesine katılamamıştır. Milliyet açısından değerlendirildiğinde ise Venedikli gezginler önemli bir yer işgal etmektedir. Bu birincil konumları, Venedik'in Osmanlı topraklarındaki ayrıcalıklı varlığından ve imparatorluktaki diplomatik temsilciliklerinin erken kurulmasından kaynaklanmaktadır. XVI. yüzyılda, diğer ülke temsilciliklerinin de kurulması ve özgür seyahat etme imkânlarının tanınmasıyla, Alman, Fransız ve İngiliz seyyahlar, Venediklilerle birlikte Osmanlı topraklarında kendilerine yer bulmuşlardır.

    XVI. yüzyıl ve sonrasında kaleme alınan seyahatnâmeler, Avrupa'da gelişen Coğrafi Keşifler Rönesans, Reform sonucunda ortaya çıkan aydınlanma çağı gibi toplumsal hareketlerle, önceki yüzyıllarda dini amaçlarla yerine getirilen hac seyahatnâmelerinden üslup açısından faklılaştırmıştır. Rönesans'ın Avrupa’da ortaya koyduğu hümanizma hareketi ve XVIII. yüzyıl aydınlanması, batıyı bilim, güzel sanatlar ve insan doğasını tanımaya yönlendirerek doğu toplumlarına duyulan merakı artırdı. Osmanlı ilerleyişinin yarattığı etki Osmanlı kaynaklı bilgiye mistik bir değer kazandırdı. Ancak XIX. yüzyılda doruk noktasına ulaşan sömürgecilik ve emperyalizm, bu mistizmi farklı boyutlara taşıdı. Bu yüzyılda, demiryolları ve buharlı gemiler sayesinde seyahat koşullarının iyileşmesi, dünya fuarları, doğu-batı temasını hem güçlendirdi hem de somutlaştırdı. Etnografi, arkeoloji, filoloji gibi bilim dallarının kurumsallaşması, şarkiyatçılığın bir akademik dal olarak gelişmesi, doğu hakkında toplanan bilgilerin daha sistematik veriler haline dönüştürülmesini sağladı. Birçok şarkiyatçı için doğu kendi mesleklerinde yükselmek için bir vasıta haline geldi. Ancak sömürgecilik hareketlerinin hız kazanmasıyla birlikte, toplanan bilgiler doğu toplumlarının incelenmesi gibi bilimsel amaçlara hizmet ederken, aynı zamanda dönemin ideolojileriyle birleşip bir iktidar unsuru olarak kullanılmaya başlandı. Sömürge imparatorluklarına paralel olarak, bilgi imparatorlukları kuruldu. Bu süreçten, Osmanlı dünyasına yönelik seyahatnâmeler de nasibini aldı. XIX. yüzyıl ve XX. yüzyıl başında, doğu sorununun patlak vermesiyle, hem Osmanlı İmparatorluğu'nu konu alan yeni seyahatnâmeler hızla kaleme alındı, hem de önceki yüzyıllarda yazılanların yayımlanması daha bir hız kazandı. XIX. yüzyılda oryantalizmin bir bilim dalı ve bir siyasi duruş olarak gelişmesi, bazı durumlarda seyahatnâmelerin siyasi araçlar haline gelmesine de neden olmuştur.

    Seyahatnâmeler olaylara tarafsız bakmaktan uzak kimseler tarafından kaleme alınmakla beraber, oryantalist söylemi daha bilimsel ölçütlerde kullanan gezginler de olmuştur. Diğer yandan, XIX. yüzyılda imparatorlukta hızlanan batılılaşma hareketinin bir sonucu olarak, bazı Osmanlı aydınları Avrupa'yı ziyaret etmiş ve seyahatnâmelerinde, gezdikleri yerlerin kültürlerini eleştirmiştir. Bu gelişmenin en çarpıcı örneği, Tanzimat döneminin ünlü yazarı Ahmet Midhat Efendi'nin Avrupa'da Bir Cevelan adlı kitabıdır. 1889'da Stockholm'de yapılan Şarkiyatçılar Kongresi'ne Osmanlı delegesi olarak katılan Ahmet Mithat Efendi, Paris'teki Dünya Sergisi'ne katılmış ve Avrupa'nın diğer şehirlerini de ziyaret etmiştir.

    Diplomatik görev, misyonerlik faaliyetleri ticari seyahatler, askeri seferler, bilimsel nedenlerle gerçekleştirilen yolculuklar, seyahatnâmelerin yazılma sebepleri arasında sayılabilir. Seyahatnâmeler, farklı idrakteki bir okuyucu kitlesine hitap etmeyi amaçlar. Avrupalı devlet adamları, gizli veya dağıtımları sınırlı diplomatik aktarımlar aracılığıyla, güçlenen Osmanlı'nın batı için oluşturduğu tehdit, imparatorluğun dini, siyasi, idari ve ekonomik yapılanması üzerinde yoğunlaşmıştır. Halk ise imparatorluğun hızını kesecek bozgunlar, doğal afetler, askeri ve siyasi olaylar, doğuya yapılabilecek ticari veya turistik seyahatler için aktarılan pratik bilgilerle ilgilenmiştir. Özellikle İngilizler tarafından kaleme alınan seyahatnâmeler, İngiliz tüccar ve denizcilere profesyonel bilgi aktaran birer araç olmuştur. Seyahatnâmelerin kurgusunu oluşturan Osmanlı toplumunun gündelik yaşamı ve gelenekleri, bayram veya selamlık alayı gibi törenler, harem, esir pazarı, hamamlar, meslek grupları, giyim tarzları, mesire yerleri, kahvehaneler, Boğaziçi, diğer semtler ve sokaklar, abideler, pazar ve mahalleler gibi temaların, zaman zaman dönemin oryantalist resim ve gravürleriyle örtüştüğü de göze çarpar. O dönemde, İstanbul'a gelen birçok sanatçı, seyahatnâmeleri için genellikle İstanbul'un değişik mekânlarını konu alan gravürler çizmiştir. Şehir tasvirlerinin yanı sıra, kale gibi savunma alanlarına da ayrıntılı olarak yer verilmesi, kenti tüm sınırlarıyla betimlemenin ötesinde, bazı stratejik amaçlar da taşımıştır. Aynı uygulamayı Osmanlı Devleti’de yapmış. Yabancı ülkelere gönderdiği gravür sanatçıları vasıtasıyla şehir ve kaleler gibi askeri stratejik yerlerini gravürlerini yaptırmıştır. Fetih amaçlı askeri seferlerde bu eserlerin büyük katkısı olmuştur. Nitekim Beyân-ı Menazil Şehinşahnâme Şecaatnâme Tarih-i Feth-i Yemen vb. gibi birçok eserde yer alan bazı gravürler bu maksatla yapılmıştır.

     

    Cami, tekke, türbe gibi yapılarının içinde geçen ibadet sahneleri ve diğer dini törenler XIX. yüzyılın sonlarına doğru sınırlı sayıda sanatçı tarafından resmedilmiştir. Oryantalist resim temaları içinde camide ibadet sahnesi çok fazla değildir. Çünkü Hıristiyanların bu mekânlara girmesi ve burada çalışmaları özel izine bağlıdır. Camileri sadece gezmek için bile padişahtan ferman alınması zorunludur. Avusturyalı ressam Rudolph Ernst (1854-1932) cami içi resimlerini fotoğraflardan yararlanarak yapmıştır. Harem gibi cami de batılı Hıristiyanlara yasak mekânlardır.[3]


    [1] Harald Heppner, “Aydınlanma Çağında Batılıların Türk imajı”, Çev: Halit Orhun, I. Uluslar arası Seyahatnamelerde Türk ve Batı imajı Sempozyumu Belgeleri, Eskişehir, 1987,

    [2] Frederick HOWARD, Türk Sularında Seyahat, Ter: S. TÜRET, İstanbul.

    [3] Oryantalist Resimlerde İslam Dünyası Semra Germaner. 2007. Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi

     

       
       
    cialis hapı
    © Bu sitenin içerik hakları tamamen korunmaktadır. | www.akademiktarih.com
    orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu