• family porn
  •    

    Izmir'in İşgali

    Ayrıntılar

    Yunanlılar 15 Mayıs 1919 yılından 9 Eylül 1922 yılına kadar İzmir’de, Anadolu’da yaptığı zulümleri, katliamları kendileri yapmamış gibi göstererek, bu işgali meşru zeminlere taşımış ve bunun propagandasını her türlü iletişim aracıyla tüm dünyaya anlatmayı çok iyi başarmışlar.  Her platformda “İzmir’i Türkler yaktı” diyen Yunanlılar bu iddialarını inanılmaz bütçesiyle tüm dünyanın büyük bir heyecanla seyrettiği Pasifik dizisiyle yeniden gündeme getirdiler.

    Dizinin o bölümünden sonra her kesimden tepkiler yağmaya başladı. Gazetelerde tv programlarında bu konu tartışılmaya başlandı. Tarihçilerimiz akademisyenlerimiz tv’lerde boy gösterdiler. Hatta İzmir Büyükşehir Belediyesi elinde tuttuğu orijinal İzmir yangın raporunu bir kitap halinde bastıracağını bildirdi. Onlar bir taş attı kuyuya çıkarması kaldı yine bizlere.

    Daha yeni mi aklımıza geliyor bu belgeleri ortaya çıkarıp kitap haline getirmeyi. Madem elinizde bu belgeler vardı da neden bu zamana kadar açıklama gereği duymadınız. Yunanlılar yine yapacaklarını yaptılar tanıtımı olağanüstü şekilde yapılmış tüm dünyanın sabırla beklediği bir dizide patlatıverdiler reklâmlarını. Milyon dolarları verselerdi bu olayı bu şekilde tüm dünyaya anlatamazlardı.

    İzmir’i işgal eden Yunanlıların Türklere yaptığı zulmü yabancı gazetelerin sayfalarından, yabancı gazetecilerin yorumlarıyla okuyacaksınız.

    Kemal SAĞLAM & Mine ALACALI

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    İZMİR CEPHESİ MÜTTEFİKLERİN ELİNDE

     

    Düzeni sağlamak üzere işgal Barış Kongresi tarafından yönetildi

    Türkiye'nin sonunun başlangıcı

    Küçük Asya'da ufak bir bölgeyi elinde tutabilir-İstanbul hala bizi çağırıyor

     

    Paris, Mayıs 17.-Türkiye ile barışın yapılabileceği beklentisi ile askeri harekâtların yapıldığı yakın doğu'dan bugün alınan haberlere göre, geçen çarşamba müttefiklerin donanması İzmir'e girdi.

    Gece karanlığıyla İzmir'deki tüm müstahkem mevkiiler ve stratejik noktalar teslim alındı.

    Türkiye'nin ateşkes şartlarına göre, düzeni sağlamak için ihtiyati tedbir olarak harekât Barış Kongresi tarafından yönetildi. Yunan yetkili makamlarının mandalığı kesin olarak onaylanır onaylanmaz, İngiliz ve Fransız kuvvetleri geri çekilecek.

    Fiilen Türkiye'nin İmparatorluk olarak varlığını sona erdiren Avrupa ve Asyatik Türkiye'de mandaların kurulmasına, İzmir'in işgali bir hazırlık teşkil ediyor. Türkiye'nin Sultanı'nın İstanbul'un 50 mil güneydoğusunda bulunan Bursa'yı başkent yaparak küçük bir bölge oluşturması bekleniyor.

    Fransız basını, İstanbul'un mandasının Birleşik Devletler olacağını belirtiyor ama Amerikan yetkililer bunun henüz tam olarak netleşmediğini belirtiyorlar. Şayet Amerika'nın mandalığı kesinleşirse, konu kongreye havale edilecek.

    Dörtlü Konsey'in Mezopotamya ve Filistin mandalığının İngiltere'ye, Suriye ve Kilikya mandalığının Fransa'ya, Antalya mandalığının İtalya'ya ve Ermenistan mandalığının ise Amerika'ya verilmesi konusunda anlaştığı belirtiliyor. Amerikan Hükümeti'nin Ermeni mandalığını kabulü konusunda Büyük Britanya ve Fransa baskı yapıyor. Şayet Amerikan Delegasyonu tarafından kabul edilirse, kesinleşmesi için konu kongreye götürülecek.

    İzmir'in müttefiklerce işgali, Fransız basını tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunun başlangıcına işaret olarak kabul ediliyor.

    Echo de Paris'in öngörüsüne göre; Avrupa Türkiye’si ikiye bölünecek: bir kısmı Yunanistan'a gidecek, diğer kısmında ise Birleşik Devletler mandalığında İstanbul Uluslararası Bölgesi kurulacak. Bu gazetenin haberine göre Ermenistan; Amerikan mandası altında bir ulus olacak; Güney Mezopotamya'nın ve Filistin'in mandalığı İngiltere'nin olacak; Suriye ve muhtemelen Diyarbakır, Adana ve civarı Fransa'nın kontrolünde olurken, İtalyanlar Antalya Bölgesi'ni alacaklar ve yeni başkentleri Bursa ya da Konya olacak olan Türklerin hamiliğini ................yapacaklar.

    İzmir'in işgali, akşam gazeteleri tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasının bir işareti olarak yorumlandı.

    “Şüpheler olabilirdi” diyor La Leiberte ve şöyle devam ediyor; “ama düne kadar hiçbirisi mümkün değildi. Beş yüzyıllık imparatorluk ve onunla birlikte Fransa'nın Doğu'daki himayeci konumu da, çöktü.”.

    La Liberta daha sonra müttefiklerin paylaşımını anlatıyor; İngiltere Arabistan'ı da kapsayacak şekilde Mezopotamya'yı, İstanbul'un ve Ermenistan'ın mandalığını, Yunanistan'ın sırf Küçük Asya'nın mandalığını kabul etmeyerek Oniki Adalar'ı da ele geçirdiğini ve İtalyanların Antalya ve Küçük Asya'nın kuzeyindeki bazı bölgelerin mandalığını aldığını belirterek, Suriye'de belli başlı şehirleri işgal bile edememiş olan alan Fransa'nın yeterince (yer) alıp almadığını soruyor.

    -----------------------

    Atina, Mayıs 16.- İzmir'e çıkarma yapan askeri birlikleri kumanda eden Albay Zafirio işgalin halkın güvenliğini sağlamak amacı ile Yunanistan tarafından müttefikleri ile uyum içinde yapıldığını ifade eden bir açıklamada bulundu. Bildiride belirtildiğine göre; işgal Barış Kongresi'nin kararı beklenmeksizin yapıldı.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    TÜRKLERİN KADERİ

    Yunanlılar İzmir'de

    Katliam hikâyesi

    Londra, 20 Mayıs

     

    “Daily Express”in İzmir'deki muhabiri İzmir'deki Yunan işgalinin trajik hikâyesini nakletti. Yunan birlikleri Türk askerlerini bir kaç el ateş etmeleri için kışkırttılar. Daha sonra korkunç bir insan avı başladı, Yunan birliklerine katılan Yunanlı siviller, kendilerine himaye edilmek üzere teslim edilen Türkleri süngülediler, sopalarla dövdüler ve hatta silahsız ve korunmasız haldeki Türkleri denize attılar. Türk evleri ve işyerleri talan edilerek yağmalandı.

    İzmir'deki gelişmelerin haberi duyulunca, civar köylerde Yunan birlikleri aralarında 12 ila 16 yaş arasında erkek çocuklarının da bulunduğu sivillere silah ve süngüler vererek, benzer şekilde insan avına çıktılar. Türkler; İngiltere ve Fransa'dan Türkiye'nin düşman eline geçmemesi için destek talebinde bulunuyor.

    VATANDAŞLARLA SAMİMİ İLİŞKİLER

     

    Bir Yunan gazetesinin bir Yunan nakliye gemisi Türk Garnizonunu Bursa'ya taşıdığını belirtiyor. Yunan birliklerinin vatandaşlarla samimi ilişkiler kurduğu ifade ediliyor. !!!!!!

     

    TÜRKİYE'NİN PAYLAŞIMI

     

    “Temps” Barış Kongresi'nin Türkiye'yi birkaç bölgeye ayırma kararı aldığını inkâr ediyor. Buna rağmen, Büyük Dörtlünün aşağıda belirtildiği gibi birkaç teklifi göz önünde bulunduruyor:

    1-İstanbul ve Ermenistan mandasının Birleşik Devletlere verilemesi

    2-Yunanistan'ın İzmir ve merkezi yerleri kapsayacak şekilde kıyı bölgelerini alması

    3-İtalya'nın güney Antalya'nın idaresinden sorumlu olması

    4-Bağımsızlığından Fransa'nın sorumlu olacağı, Bursa ve Ankara'yı da içine alacak şekilde Kuzey Anadolu'da kurulacak olan bir Türk Devleti'nin kurulması.

    YUNANLILAR TÜRK SUBAYLARI ÖLDÜRMEKLE SUÇLANIYOR

     

    Londra, Haziran 14.(Posta ile) Doğu ile iyi ilişkiler içinde olması ile bilinen Marmaduke Pickthall'un yayımladığı bir mektuba göre; birkaç ay önce İzmir'i işgal eden Yunan askerleri Türkleri öldürdüler ve şehri yağmaladılar. Mektubu yazan kişi Mr. Pickthall tarafından “güvenilir bir kaynak” olarak tanımlanıyor ancak kimliği açıklanmıyor.

     

    Haberi yazan kişi, Yunanlılar İzmir'e çıktıklarında, Türk birliklerine yetkililer tarafından kışlalarında kalma emri verildiğini ve onlarında öyle yaptığını belirterek, ancak Türk subayları toplanarak “Çok Yaşa Venizelos!” diye bağırmaya zorlandıklarını ve bağırmayanların da vurulduğu söylüyor. Yazara göre, bu yüzden pek çoğu öldürülmüş ve yazar şöyle devam ediyor:

     

    “İzmir valisi rıhtım boyunca sürüklenerek bir Yunan gemisine çıkarıldı. (Valinin) Eşi yaralandı ve evi yağmalandı. Türk Garnizon Komutanı suratından süngülenerek sığır taşıyan bir Yunan gemisine hayvanların arasına atıldı. Kıdemli Türk Kolordu doktoru öldürüldü ve vücudu parçalara ayrıldı. Parmaklarında yüzük olan Türk erkekleri ve kadınlarının parmakları tamamen kesildi. Evler yağmalandı, kadınların tüm mücevherleri çalındı.

     

    “Bunun; kanun nizam çerçevesinde, kesinlikle barışçıl bir işgal olması gerekiyordu. Yunanistan Türkiye ile savaş halinde bile değildi. Türkler, Yunanlılar onlara saldırmadığı sürece, hiçbir şekilde onlarla muharebeye kalkışmazlardı. Talan ve adam öldürmede, Yunan siviller de saldıran Yunan birlikleriyle birlikte hareket ettiler. Müttefik kuvvetler de, kendi varlılarının mümkün kıldığı bu gelişmelerin olmasına seyirci kaldılar.”

     

    (Avam Kamarası'na mensup bir kişi, hükümete, müttefiklerin savaş gemilerinin (gözleri) önünde Yunanlıların İzmir'de mahkûmları katletmesinin gerçek olup olmadığını sordu. Şu anda Dış İşleri Bakanı olan, Sir Cecil H. Harmsworth, cevaben, bu şekilde sayısız Türk subayının ve erkeğinin hayatını kaybettiğini, ancak Yunan hükümetinin bu olayı inkâr ettiğini ve İngiliz bakanın dikkatini Paris'e çekmeye çalıştığını söyledi.)

    The Rock Hill Herald 14 July 1919-Sayfa01

    Albay Kemal’in Fransız Umumi Müfettişi Albay Foulon’a yazdığı, 26 Haziran 1919 tarihli, 1/24516 No’lu mektubun tercümesi

     

    Ateşkes imzalandığından beri, İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde işlenen suçların yanı sıra oralarda meydana gelen olaylar da, Jandarma Birimleri tarafından General’e günlük verilen raporlar ile size düzenli olarak iletiliyor.

     

    Sizin de kesinlikle fark etmiş olacağınız gibi, bu olaylarda en çok zarar görenler Türklerdir. Jandarmaların yeniden yapılanmasına ilişkin yabancı yetkililerden bizzat aldığınız raporlar, sadece, adı geçen birimlerin komutanlığı tarafından bana bildirilen ve size de orijinali sunulan raporlar, olayları doğrulamaktadır.

     

    Her yerde peydahlanan Yunan çeteleri sürekli olarak Türklerin canına, malına ve gururuna zarar vermektedir. Sizin de hararetle birlikte çalışmış olduğunuz, sayı ve kalitesini bildiğiniz yeniden yapılanan jandarma, bu özellikleri ile, çatışmaların üstesinden gelmektedir. Görevini büyük bir gayret içerisinde yerine getirmekte ve bize ulaşan son raporlardan da anlaşıldığı gibi, faaliyetlerini belli bir ölçüde elde ettikleri başarı ile de taçlandırmışlardır.

     

    Ancak, olaylar boyutu kontrol etmenin de ötesine ulaşarak jandarmayı bunalttığından, kaçınılmaz olarak, suç teşkil eden eylemler önlenemez bir hal almıştır.

     

    Bu sebeple örneğin, İzmir’in işgali sırasında ve işgali takip eden günlerde, orada yaşayan Yunanlıların önceden kendiliklerine katıldığı Helen (Yunan) askerleri halka karşı ağır suçlar işlemişlerdi. Yetkililer ve Osmanlı jandarması hazırlıksızdı. Şu anda İzmir’de ve civarında bulunan bizim yetkililerimiz ve jandarmamız, hala kötü muameleye maruz kalmakta ve bunun sonucunda da görevlerini yerine getirmeleri engellenmektedir.

     

    Size iletmekten onur duyduğum bu rapordan da anlaşılacağı gibi, işgalden dolayı-dair, İzmir’dekinden sonra, düzenli Helen birliklerinin yerli Yunanlılarla birlikte Menemen-Kaza ve Bergama kazalarında hüküm süren acımasız-zalim-gaddar şartlarda icra ettikleri toplu katliamlar öyle kanlı idi ki, 20. yüzyıl tarihine kara bir leke olarak geçti. Bu raporlara göre, yerli Yunanlılarca ve düzenli Helenlerce Menemen’de katledilen kurban sayısı, kadınlar ve çocuklar, hasta ve sakat yaşlılar dahil, bin (1000) kadar Müslüman olarak tahmin ediliyor. Kaza’nın başkan yardımcısı ve bölge yetkililerinin pek çoğu, hiçbir neden göstermeksizin, tiksindirici bir şekilde katledildiler.

     

    Her taraftan aldığım raporlara göre, Kaza'da bu sorunu yaşayan ve nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan yaklaşık seksen bin (80.000) Türk, canı ve şerefi kurtarabilmek ve dindaşları ile aynı akıbeti paylaşmamak için, köylerini, evlerini, tarlalarını, mallarını ve hatta çok ufak çocuklarını dahi terk ederek, başka bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır.

     

    Hoşgörüsü ve insani konulardaki hassasiyeti oldukça iyi bilinen Avrupalı ve Amerikan uluslarının; insan ırkının bir parçasını oluşturan bu bedbaht ve masum insanların bu şekilde sürekli olarak vahşice muamele görmelerine, mülkiyetlerinin yağmalanmasına ve şereflerinin lekelenmesine izin vermeyeceklerine kesinlikle kaniyim.

     

    İtilaf Güçlerinin kararı ile İzmir'i işgal şerefine nail olan Helenler tarafından işlenen, gün be gün, daha da artacağına hiç şüphe olmayan cinayetler, Avrupa ve Amerikan uluslarının hükümetlerinin dikkatine tüm detayları ile sunulabilseydi, büyük bir ölçüde bastırılabilir ve yetkilileri de cezalandırılabilirdi. Aslında, bu cinayetleri engellemek için tüm kurnazlıkların onların dikkatine sunulduğu konusunda eminim. Sizin her gün kendini yeniden gösteren alicenaplığınıza başvuruyorum ve mutsuz halkımı bu katlanılmaz faciadan kurtarmak üzere gark oldukları cinayetlere, dünyanın kaderini elinde tutan etkili şahsiyetlerin dikkatini çekmenizi ve uygar dünyayı Türklerin ve Müslümanların bir koyun gibi katledilerek, varlıklarının, mülkiyetlerinin ve şereflerinin yok edildiği konusunda bilgilendirmenizi diliyorum.

     

    Sizin merhametli müdahaleniz; her ulus gibi varlığını sürdürme hakkına sahip olan bu insanları mutsuz eden bu haksızlığa bir son verir. Ben, her ne kadar, halkın canını, malını ve şerefini korumakla görevli bir organizasyonun başında bulunuyor olsam da, bu görevi maalesef tam anlamıyla yerine getiremiyorum. Bu yüzden, halkımın her gün dökülen masum kanını görmekten duyduğum derin üzüntüyü yüce insani hassasiyetinizle derinden paylaşacağınıza ve ricamı dikkate alacağınıza eminim.

     

    Kanayan kalbinde size derin bir umut besleyen, kendisini koruma ve savunmak adına atmaktan şüphe duymayacağınız adımların sonucunu büyük bir sabırla bekleyen Türk halkı, şanlı tarihine adınızı altın harflerle yazmaya hazırdır.

     

    Minnettarlığımın kabulünü saygılarımla rica ederim.

     

    Jandarma Genel Kumandanı

    Albay Ali Kemal SIRRI

     

       
       
    cialis hapı
    © Bu sitenin içerik hakları tamamen korunmaktadır. | www.akademiktarih.com
    orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu orospu cocugu